Karadeniz kültüründe mutfak eşyaları genellikle bakırdandır. Bu anlamda en başta gelen ürün “bakır kazan”lardır. Bunu bakır tencere, bakır tava, bakraç, tabak vb. takip etmektedir.
Bölgeye özgü karakteristik formlara sahip olan üstten saplı ocak kazanları, bakraçlar, ibrikler, güğümler, süt tasları, hoşaf tasları, hamur leğenleri, kapaklı hamsi tavaları, maşrapalar, kapaklı sahanlar, tencereler ve mangallar vardır.
15 Mayıs 2011 Pazar
14 Mayıs 2011 Cumartesi
TULUM
TULUM
Tulum Anadolu'nun kuzeydoğusunda Karadenizin güzel kentleri Rize,Artvin illerinde kullanılan nefesli bir halk çalgısının adıdır.Deri kısmı, Nav ve Ağızlık olmak üzere üç kısımdan oluşmaktadır. Deri kısmına hava depolanır ve koltuk altından bastırılarak Nav kısmına hava gitmesi sağlanır. Nav kısmı ise Melodi Çalınan kısmıdır. Analık ve Dillik adı verilen iki kısımdan oluşmaktadır. Ağızlık kısmı ise tulumun deri kısmına hava göndermeye yarayan bölümdür.
Tüyleri tezimlenmiş çebiç adı verilen oğlak derisinden delik yerleri bağlanıp, gövd bölümü elde edilir ön ayaklardan birine lülük, arka ayaklarından birine de nav takılarak yapılmaktadır Geleneksel olarak boynuzdan yapılan navlar günümüzde ahşaptır ve içine yöresine göre zimbon (Trabzon), çimon/çibu (Rize)adı verilen kamıştan yapılan komalı-pentatoniksipsi yerleştirilmektedir. Lülükten dudula adlı ağızlıktan üflenerek şişirilen enstrumanda sıkışan hava nav içinde bulunan zimbona gelir ve bırada parmaklar sayesinde istenilen ses elde edilir.
DUDULA (AĞIZLIK)
Tulumu şişirmek için kullanılan dudula; yuvarlak bir ağacın içi delinerek yapılır ve hava geriye kaçmasın diye iç tarafına naylon`dan bir kapak yapılıp raptiye ile tutturularak havanın geri gelmesi önlenir. Tulumun Govdesi
Tulumun gövdesi genellikle keçi derisinden yapılır. Keçinin özellikle bir yaşında olmasına dikkat edilir. Çünkü bir yaşından küçük olan keçilerin derisi yumuşak (taze) olduğundan çabuk deforme olur. Keçi kesildikten sonra derisi çok dikkatli bir şekilde delinmeden tulum olarak çıkartılır. Suyla karışık ateş külünde 2-3 gün bekletildikten sonra tüylerin dökülmesi sağlanır ve tabaklama işlemi yapıldıktan sonra baş tarafı ve arka kısmı içeri gelecek şekilde tersten sıkıca bağlanır. Ön ayaklarının birine dudula bağlanarak şişirilip asılır. Kuruduktan sonra sürekli yumuşak kalması için badem yağı yada gliserin sürülür. (yağ ile bakım yapılmadığı süreçte deri kuruyup çatlar ve hava kaçırır bu yüzden tulum özelliğini yitirir) Tulumun cephesinin güzel görünmesi için üzerine değişik renk ve desenlerle kılıf yapılır.
NAV (SES VEREN KISIM)
Tulumun en önemli kısımı nav`dır. Nav özellikle şimşir ağacından yapılır. Yaklaşık 40 derece eğri şimşir ağacının içini düzgün bir şekilde oyduktan sonra analıklar dediğimiz delikli 10mm çapında boruları ve kamıştan özel olarak yapılan çibun dediğimiz sipsi`leri özenle ve düzgün şekilde nav`a yerleştirilir. Burada önemli olan iki adet sipsininde aynı sesi vermesidir. Analıklarda 6mm delinmiş 5 adet çift sıra delik vardır ve yanyana olan bu deliklerden çıkan seslerin aynı ayarda olması şarttır aksi taktirde ses bozuk çıkar. Sesler ayarlandıktan sonra nav`ı tulumumuzun diğer koluna bağlıyoruz ve tulumumuzu şişiriyoruz. Hava taziğinden doğan güçle sipsilere gelen baskı sesin çıkmasına yol açar parmak vuruşları ile ses notalara dönüşür
HORON
Artvin horonları, Rize ve Trabzon gibi sahil kesiminde oynanan horonlara göre daha değişik bir yapıdadır. Sahilde oynanan horonlarda, çok hızlı omuz silkme ve ayak sallama figürleri karakteristik iken, Artvin horonlarında hareketler daha çok tüm vücudun hareketi, ayakların sertçe yere basması vb. biçimindedir.Yine sahil horonlarında çalgı kemençe iken, Artvin’de tulum ve akordeon dur.
Koşmasız horonlar, Artvin’in esas sazı olan “tulum zurna”nın refakati ile icra edilirler. Tulum zurnanın her raksa aid olarak mütemadiyen tekrarlandığı kısa motifleri icra eden sazcının, melodinin ritmine göre ayağını vurması âdettir. Bu oyunların birçok nev’ileri vardır: “Deli horonu”, Sâlyabasa, Titreme oyunu, “Kabak havası” bu cümledendir. Bunlara âid olarak kısa motifleri sazcı icra ederken, oyuncuların teşkil ettiği halkanın ortasında bulunur. Oyuncuların yarım daire halinde raks etmeleri de vakidir.
Doğu Karadeniz'in kapısı konumunda bulunan Ordu'da oynanan Gürcü horonu,mısıroğlu horonu,milli horon,Boztepe horonu,kol horonu,melet horonu,Perşembe horonu,nalcı horonu,iskilip horonu,eşkiya horonu da Karadeniz Bölgesinde oynanan horon türlerine örnektir.
Çamlıhemşin’den horon çeşitleri: Rize, Hemşin, Yüksek Hemşin, Papilat, Memetina, Bakos, Çarişka, Aleka, Sırtlı, Mahmutoğlu, Gant, Hevrek, Hanlakıt, Yali, Çano.
Koşmasız horonlar, Artvin’in esas sazı olan “tulum zurna”nın refakati ile icra edilirler. Tulum zurnanın her raksa aid olarak mütemadiyen tekrarlandığı kısa motifleri icra eden sazcının, melodinin ritmine göre ayağını vurması âdettir. Bu oyunların birçok nev’ileri vardır: “Deli horonu”, Sâlyabasa, Titreme oyunu, “Kabak havası” bu cümledendir. Bunlara âid olarak kısa motifleri sazcı icra ederken, oyuncuların teşkil ettiği halkanın ortasında bulunur. Oyuncuların yarım daire halinde raks etmeleri de vakidir.
Doğu Karadeniz'in kapısı konumunda bulunan Ordu'da oynanan Gürcü horonu,mısıroğlu horonu,milli horon,Boztepe horonu,kol horonu,melet horonu,Perşembe horonu,nalcı horonu,iskilip horonu,eşkiya horonu da Karadeniz Bölgesinde oynanan horon türlerine örnektir.
Çamlıhemşin’den horon çeşitleri: Rize, Hemşin, Yüksek Hemşin, Papilat, Memetina, Bakos, Çarişka, Aleka, Sırtlı, Mahmutoğlu, Gant, Hevrek, Hanlakıt, Yali, Çano.
HORON
HORON ÇEŞİTLERİ
1. Düz Horon: Davul, zurna, kaval ya da kemence ile oynanır. Genellikle kadınların oynadığı bir çeşit horon olmakla birlikte horon kurmada sıksara horonuna geçmeden önce erkeklerce de oynanır.
2. Akçaabat Sallaması: Asıl çalgısı davul zurnadır. Bununla birlikte kemence ve kavalla da oynanır. Genellikle sıksara horonun dan önce davul zurnanın çaldığı ağır bir hava ile başlar. Kol ve bacaklardaki dalgalı hareketler vücutları iyice yaylandırılarak çökme, kalkma, gösterilerinden sonra horon hızlanır. Asıl horona sıksara'ya geçerler.
3. Sıksara Horonu: Yörenin en ilginç horonudur. Davul zurna ve kavalla oynanabilirse de gerçek çalgısı kemençedir. Dünya oyunlarında görülmeyen bir canlılık ve kıvraklıkla oynanır. Bu oyuna güzelliğinden sanat yönünün üstünlüğünden ötürü "Köşklere, saraylara özgü; kral, imparator padişahların beğendiği oyun" anlamına, "Sıksaray" horonu denilmiştir. Sözcük giderek "Sıksara" biçimini almıştır.
Doğu Karadeniz bölgesinin iklim ve doğal koşullarıyla inişli yokuşlu dar bir toprak parçası üzerindeki Karadeniz halkının yaşama savaşını ve yapısındaki çevikliği yansıtır.
4. Bıçak Horonu: Sıksara, ritim ve temposu ile iki kişi tarafından oynanır. Horonda coşup aşka gelen iki gencin, bıçaklarını çekip, horonun ritim ve temposuna uyarak karşılıklı bıçak düellosu yaptıkları bu horon ile birbirine düşman iki Karadenizlinin yüz yüze gelerek mertçe, erkekçe çarpışmalarını gösterir. Bu horonda oyuncuların gerçek bıçaklar ellerinde olarak birbirlerine karşı gösterdikleri bıçak atışları ile takındıkları durum seyirciler üzerinde büyük bir zevk ve heyecan yaratır.
5. Kızlar Horonu: Bu horon kadınlar tarafından oynanan erkeklerin de horon kurarken başvurdukları düz horondan ibarettir. Daha çok kemence ile oynanır. Tekdüze ve basit bir oyun olmakla birlikte, karşılıklı türküler söylenerek oynandığı İçin kadınların sevdiği bir horondur. Bölgenin hemen hemen her köyünde düğünlerde kadınlarca oynanan bir oyundur.
HORON
HORON
Horon Doğu Karadeniz Bölgesinde oynanılan geleneksel halk danslarından biridir.Ordu,Giresun.Rize,Trabzon ve yer yer olmak üzere Gümüşhane ve Bayburt'ta oynanan çevik oyundur.
Türkler Doğu Karadeniz bölgesine yerleştiklerinde yabancı olmadıkları bir doğa parçasıyla karşılaşırlar. Yöre çok engebeli, sarp, dik ve dağlıktır. Öte yandan bölgeyi kuzey yönünde baştan başa kuşatan, sürekli dalgalı ve hırçın bir deniz vardır. Bu acımasız özellikleri içeren bir doğa üzerinde mücadele veren insanların tipik, yöreye özgü Folkloru ve Halk Oyunları da böylece oluşur.
Karadeniz bölgesi nde Samsun sınırından Gürcistan sınırına kadar olan bölgede, düğün, nişan, asker uğurlama , yayla şenlikleri gibi toplu eğlencelerde kaval Of, Sürmene,Mesudiye,Aybastı, Hopa Kemalpaşa,klarnet(Ordu yöresindeki adıyla gırnata)Ordumerkez),Perşembe,Ulubey,Gülyalı,Fatsa,Ünye) ,kemençe ,(Ordu, Giresun,Trabzon, Rize,Artvin) ,akordeon (Borçka,Şavşat) ya da tulum ([Rize, Artvin(hopa,arhavi,Borçka,Şavşat ) eşliğinde, yalnız erkekler (erkek horonu), yalnız kızlar/kadınlar (kız horonu) ya da kız-erkek karışık (karma horon) olarak; türkü eşliğinde (sözlü horon) ya da sadece çalgı eşliğinde; düz çizgi, yarım daire ya da halka yapısı formunda; hızlı ve çevik hareketlerle oynanmaktadı.
Horon, Karadenizin soluk alışı, yürek atışı, dalgalanışıdır.
Horon, doğa ile insanın elele, kol kola şahlanışıdır.
İneğiyle, çadırıyla, çoluğu-çocuğuyla, silahıyla, giysisiyle dağlara çıkması, yol boyunca yol havalarının kemençe ve davul-zurna eşliğinde çalınıp söylenmesi, horon oynaya oynaya yolların bitirilmesi ve yayla düzüne silah atarak, nara atarak ve tabi ki horon oynayarak (sallama ritminde) kollar halinde girmeleri, halka içinde saatlerce horon oynamaları bahara olan özlemin coşkuya dönüşmesi, dile gelmesidir.
Horonlar Üç Bölümden Oluşur
1. DÜZ HORON BÖLÜMÜ:
Horon oynanmaya başlarken ağır tempoda oynanır. Bundan ötürü oyunun bu bölümüne ”ağır horon bölümü” de denir. Oyun halkası saat ibresinin tersi yönünde döner. Söylenen türkülere ellerle tempo tutulur. Müzik ne kadar yüksek tempolu çalınırsa, oyuncular da o kadar kıvrak ve hareketli olurlar. Ritim arttıkça vücut dikleşir, kollar yukarıya kalkar. Gelen komutla ”yenlik yenlik” ”alaşağı” ya da ”ufak ufak” diğer oyuncular da uyarılarak doğrudan sert bölüme geçildiği gibi yenlike bölüme de geçilir.
2. YENLİK BÖLÜMÜ:
Kollar aşağıya iner, dizler kırık ve bel kısmı dizlerin açısında öne doğru eğiktir. Kol çıkarmalar ve omuz sallamalar bu bölümde ön plandadır. Adımlar geriye, yana ve öne basarak belli alan içinde gezinilir. Vücudun yapmış olduğu çalımlar yumuşak ve hafiftir. Oyunun ritmi düz horon bölümüne oranla biraz daha hızlıdır. Komutçudan gelen ”alaşağa”, ”aloğlum”, ”kimola”, ”taktum”, ”yıkoğlum” veya ”ıslık” şeklinde gelen komutla sert bölüme geçilir.
3. SERT BÖLÜMÜ:
Diğer bölümlere nazaran hareketler daha sert ve canlıdır. Omuz sallamalar daha seri, ayaklar yere daha sert basar. Oyunun en gösterişli, temposunun oldukça yüksek olduğu ve oyuncuların tüm yeteneklerini ortaya koyduğu bir bölümdür. Oyuna devam edilecekse tekrar düz horon bölümüne geçilir.
Horon, Karadenizin soluk alışı, yürek atışı, dalgalanışıdır.
Horon, doğa ile insanın elele, kol kola şahlanışıdır.
İneğiyle, çadırıyla, çoluğu-çocuğuyla, silahıyla, giysisiyle dağlara çıkması, yol boyunca yol havalarının kemençe ve davul-zurna eşliğinde çalınıp söylenmesi, horon oynaya oynaya yolların bitirilmesi ve yayla düzüne silah atarak, nara atarak ve tabi ki horon oynayarak (sallama ritminde) kollar halinde girmeleri, halka içinde saatlerce horon oynamaları bahara olan özlemin coşkuya dönüşmesi, dile gelmesidir.
Horonlar Üç Bölümden Oluşur
1. DÜZ HORON BÖLÜMÜ:
Horon oynanmaya başlarken ağır tempoda oynanır. Bundan ötürü oyunun bu bölümüne ”ağır horon bölümü” de denir. Oyun halkası saat ibresinin tersi yönünde döner. Söylenen türkülere ellerle tempo tutulur. Müzik ne kadar yüksek tempolu çalınırsa, oyuncular da o kadar kıvrak ve hareketli olurlar. Ritim arttıkça vücut dikleşir, kollar yukarıya kalkar. Gelen komutla ”yenlik yenlik” ”alaşağı” ya da ”ufak ufak” diğer oyuncular da uyarılarak doğrudan sert bölüme geçildiği gibi yenlike bölüme de geçilir.
2. YENLİK BÖLÜMÜ:
Kollar aşağıya iner, dizler kırık ve bel kısmı dizlerin açısında öne doğru eğiktir. Kol çıkarmalar ve omuz sallamalar bu bölümde ön plandadır. Adımlar geriye, yana ve öne basarak belli alan içinde gezinilir. Vücudun yapmış olduğu çalımlar yumuşak ve hafiftir. Oyunun ritmi düz horon bölümüne oranla biraz daha hızlıdır. Komutçudan gelen ”alaşağa”, ”aloğlum”, ”kimola”, ”taktum”, ”yıkoğlum” veya ”ıslık” şeklinde gelen komutla sert bölüme geçilir.
3. SERT BÖLÜMÜ:
Diğer bölümlere nazaran hareketler daha sert ve canlıdır. Omuz sallamalar daha seri, ayaklar yere daha sert basar. Oyunun en gösterişli, temposunun oldukça yüksek olduğu ve oyuncuların tüm yeteneklerini ortaya koyduğu bir bölümdür. Oyuna devam edilecekse tekrar düz horon bölümüne geçilir.
Kemençe ve Horon
KEMENÇE
Horon ve şenliklerde kemençe çoğunlukla ayakta çalınır ve çalarken kemençenin baş kısmı sol elin üst kısmına asılır. Bu çalış stilinde kemençeyi taşırken avuç içinin alt kısmından başka herhangi bir destek bulunmaz. Kemençenin sapı avuç içine tamamen oturmalıdır. Aksi taktirde uzun süreli çalmalarda el yorulur.
Oturarak çalmada ise avuç içi ile birlikte dizler de destek almada kullanılır. Daha az yorucu bir çalış stili olmasına rağmen, horon ve şenliklerde bu şekilde çalınmaz. Bunun sebebi horonu coşturanın bizzat kemençeyi çalanın olmasıdır. Kemençeci horon halkası içinde oyuncularla birlikte döner. Öte yandan horonun ritimi de kemençecinin oturmasına engeldir ve oturuyor olsa bile kendini kalkmak zorunda hisseder.
Klasik Karadeniz kemençesinde üç tel bulunur. Doğru akort edilmiş bir kemençede teller arasında dört ses bulunur ve ince telden kalın tele doğru genellikle RE,LA,Mİ sesleri alınmaya çalışılır.
Kemençe yapımında genellikle kullanılan ardıç ve erik ağaçları kemençenin sınıflandırılmasında bu ağaçların adları kemençeyi niteleyen bir sıfat olarak kullanılmaktadır.Erik kemençe,Ardıç kemençe vb gibi...
Horon ve şenliklerde kemençe çoğunlukla ayakta çalınır ve çalarken kemençenin baş kısmı sol elin üst kısmına asılır. Bu çalış stilinde kemençeyi taşırken avuç içinin alt kısmından başka herhangi bir destek bulunmaz. Kemençenin sapı avuç içine tamamen oturmalıdır. Aksi taktirde uzun süreli çalmalarda el yorulur.
Oturarak çalmada ise avuç içi ile birlikte dizler de destek almada kullanılır. Daha az yorucu bir çalış stili olmasına rağmen, horon ve şenliklerde bu şekilde çalınmaz. Bunun sebebi horonu coşturanın bizzat kemençeyi çalanın olmasıdır. Kemençeci horon halkası içinde oyuncularla birlikte döner. Öte yandan horonun ritimi de kemençecinin oturmasına engeldir ve oturuyor olsa bile kendini kalkmak zorunda hisseder.
Klasik Karadeniz kemençesinde üç tel bulunur. Doğru akort edilmiş bir kemençede teller arasında dört ses bulunur ve ince telden kalın tele doğru genellikle RE,LA,Mİ sesleri alınmaya çalışılır.
Kemençe yapımında genellikle kullanılan ardıç ve erik ağaçları kemençenin sınıflandırılmasında bu ağaçların adları kemençeyi niteleyen bir sıfat olarak kullanılmaktadır.Erik kemençe,Ardıç kemençe vb gibi...
![]() |
| ERİK KEMENÇE |
![]() |
| AKÇAAĞAÇ KEMENÇE |
![]() |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














